aci-bakla-ciceği-mavi

Acı Bakla Bitkisi Nedir?

Lupinus albus L.

Lupinus polyphyllus

Halk arasında Termiye, Domuz baklası, Gan, baklası, Tirmis, Delice bakla, Lupen isimlerle de bilinir.

Acı bakla, baklagillerden tek yıllık bir bitkidir, diğer akrabaları gibi. Her yıl tekrar boy atar. Bir metreye kadar yükselebilir. Kumlu, asitli toprakları sever. El şeklinde yaprakları, birbirine sırtını vermiş tüylü yaprakçıkları, kelebeğe benzer, beyaz hülyalı çiçekleri vardır. Uç kısımları mavimsidir çiçeklerinin. Meyvesi ise önceleri tüylüyken olgunlaştıkça tüylerinden arınır ve sararır. Yaz aylarında toplanıp kurumaya bırakılır. Sonrasında başlar yolculuğu. Ege’de, Akdeniz’de pazarlarda rastlarsınız, kimi zaman kuru olarak, kimi zaman ise haşlanmış, biraz da tuzlanmış olarak yenmeye hazır halde bekler. Daha çok eskiler bilir, gençlerin pek ilgisi yoktur.

Acı Bakla Faydaları Neler?

Yabani bir bitkidir ya acı bakla kimi yerlerde tarıma alınmıştır. İç Anadolu’da en çok Konya’da bulunur. Konya’da şeker hastaları değirmende çekip toz haline getirir, öylece yutarmış acı bakla bitkisini. Ayrıca kuvvet verici ve kurt düşürücüdür. İki türü vardır, biri acı, öteki tatlı. Kuvvet veren tatlı türü olanıdır. Acılığını içerdiği “alkaloit” maddesi verir. Bu madde çoğaldıkça daha da acılaşır. İşte bu yüzden çerez olarak tüketmeden önce işlemden geçirmek gerekir. Önce tüm baklagiller gibi suda bekletecek, birkaç kez suyunu değiştirerek (aynı zeytin gibi) acılığını gidereceksiniz. Bir hafta kadar sürecek bu işlem, diğer baklagiller gibi 7-8 saat değil. Haşlanırken bir tadın, halen acıysa suyunu dökün, taze suyla devam edin haşlama işlemine. Bu işi iyice tatlanana kadar yapın. Merak etmeyin, öyle kolay kolay parçalanıp erimez Sağlamdır. Sağlamlığı sadece dokusundan değil, tarihten bugüne gelmişliğinden de gelir…

Başta Mısır olmak üzere, Akdeniz’i çevreleyen tüm ülkelerde eski çağlardan beri (Bronz çağına kadar gider tarihi) bilinen, tüketilen bir yiyecek. Hatta İber Yarımadası’nda “fakir adamın yiyeceği” olarak bilinir. Türkiye’de yaygın olarak tanınmasa da, pek çok ülkede hala sevilerek tüketilen çerezlerden biridir. İster Balkanlara gidin, ister Sicilya’ya, Korsika veya Sardunya’ya. Dilerseniz İsrail’e, Sudan’a, Etiyopya’ya kadar uzanın. Hatta öyle ki, Rusya’da, Ukrayna’da, Kuzey ve Güney Amerika’da bile sevilir. Bu ülkelerin kimilerinde çarşıda (aynı Türkiye’de olduğu gibi), haşlanmış olarak satılır, barlarda çerez olarak sunulur…

Kimi tarihçilere göre ilk kez Eski Mısır’da tarıma alınmış ya bir başka çalışma ilk kez Eski Yunan’da yetiştirildiğini ortaya koyuyor. Adını da Yunanca’daki “termis” sözcüğünden almış (heyecanlı, gayretli anlamında). Belki ne olursa olsun yaşama tutunmaya çalışmasından ileri geliyordur, kim bilir?

Nasıl Yetiştirilir

Acı Bakla bitkisi bol güneşli ve havadar ortamları; süzek (suyu iyi akıntılı), hafif asit özelliği taşıyan toprakları sever. Bitkinin gelişme dönemlerinde iklim ılıman olmalıdır. Suyu seven; kurak ve sıcak günlerde bol bol sulanması gereken bitki, tohumlarıyla üretilir. Yaz mevsiminin ortalarında, kabuğu sert olan tohumları bir gün suyun içinde bekletildikten sonra bahçedeki yerlerine 60’ar cm. aralıklarla ekilir. Baklagillerden olduğu için azota gereksinmeyen bitkiye, fosfatlı ve sülfatlı gübrelerin verilmesi iyi olur. Solan çiçeklerinin koparılıp ayıklanması, bitkinin tohum üreterek yaşlanmasını önler. Acı bakla bitkisi,birkaç yılda bir yerlerine yenileri yetiştirilerek gençleştirilmeli. 

Acı Bakla Bitkisi Hikayesi

“Atramus (Yahudi baklası mutfakta bir kavanozda dururdu. Biz onları acı olur diye pek sevmezdik. Karpuz çekirdeği yıkanır, kurutulur tuzla kavrulurdu. Lezzetine doyum olmazdı,” dedi. Oturmuş boğaza karşı çay içiyor, günün yorgunluğunu üzerimizden atmaya çalışıyorduk. Söz nereden Yahudi baklasına gelmişti bilmiyorum. Ah evet biliyorum, çocukken yediğimiz çerezlerden bahsediyorduk birbirimize. Oturduğumuz çay bahçesinin girişindeki çerezci yi görünce, “şuradan bir külah çiğdem alsak ya,” demişti, gülüşmüştük. “Siz çiğdem diyorsunuz ayçiçeğine değil mi?” demiştim. Masamıza doğru yürürken çocukken ne çok çiğdem çitlediklerini, ama başka çekirdekleri de sevdiklerini anlatmıştı. Ben de ona Konya’da geçen çocukluğumu anlatmıştım. Annemin çarşıdan kilo ile haşlanmış termiye alıp evde büyük bir tencereye döktüğünü, sonra da yer sofrasına koyduğunu söyleyince kendini gülümsemekten alamamıştı. Çocukken kuş gibi gidip gelip yerdik demiştim. Öyleydi gerçekten. Ne severdik bu çerezi!”

aci-bakla
acı bakla bitkisi
aci-bakla-cicegi
aci-bakla-cicegi
acı bakla
acı bakla