ada-çayı-bitkisi

Adaçayı Bitkisi

Salvia officinalis

Halk arasında Dişotu, Dadırak, Yılancık, Zeytin yapraklı adaçayı, Kürt reyhanı, Karaot, Elmacık, Almecik, Elma çalısı isimlerle de bilinir.

Ballıbabagiller familyasından, pek çok benzerleri gibi. Sadece Anadolu topraklarında onlarca türü var. Bunların bir kısmı sadece bu topraklarda yetiştiğinden “endemik” olarak kabul edilir ve yetiştiği kentin, yörenin adını alır. Kudüs’de doğmuş olan dönemin ünlü coğrafyacılarından El-Mukaddesi, kentin tertemiz olduğunu, çarşılarının düzenli ve çok zengin olduğunu yazmış.  O zamanlar kenti çevreleyen tepelerde bol adaçayı varmış. Bu yüzden çarşılarda satılan ballar adaçayı kokarmış. Akdeniz bölğesinde haziran temmuz aylarında yetişen ıtırlı bitki, mavi, mordan yeşilimsi beyaza kadar değişen renklerde çiçeklerde açar. Menekşeye benzer çiçekleri uzun yaprakları kenarları ıtırlı bitkidir. Çiçekleri açmadan toplanır ve yaprakları kuru bir yerde kurutulur.

Yaprakları hafif tüylü, zeytin yaprağına benzer soluk, grimsi bir renktedir. İşlenmemiş toprakları, dağları, bayırları sever. Belki biraz yalnızlığa, sessizliğe meraklı olduğundandır. Çiçekleri beyaz, pembe veya eflatun olur.  Ne de güzeldirler. Bir de içerdiği yağ ile şifa dağıtan meyveleri vardır, minik bir elma görünümünde. “Alme” denir Ege’de (özellikle Bodrum ve civarlarında). Çocuklar bayılır dağlara çıktıklarında buldukları yerde toplar, yüzlerini ekşite ekşite yerler. Biraz buruktur tadı meyvelerinin ya bu elbette çocukları vazgeçirmeye yetmez. Alme yağı bulamasanız da çayını içebilirsiniz…

Faydaları Neler

Adaçayı bulundurmayan aktar olabilir mi? Çarşıya çıktığınızda satın alın (Ege veya Akdeniz’de yaşıyorsanız Şubat-Ekim ayları arasında demetler halinde derleyip pazara getiren köylülerden alıp evde kendiniz de kurutabilirsiniz) ve mutfağınızda bulundurun. Boğazınız mı ağrıyor, çayını için veya soğuttuktan sonra gargara yapın bu çayla. Gazınız mı var, yine yardımınıza koşar. Bodrum’da hala atadan kalma (ocak geleneğine göre babadan oğula miras kalır imbikler) imbikten çekip meyvesinin yağını çıkaran aileler vardır. Bir sepet içine dizdikleri minik şişelerle pazara getirip satarlar ya Bodrum’daki eczanelerde de “elma yağı” adıyla bulabilirsiniz.

Soğuk algınlığında boyun bölgesine, boğaza ve ağrıyan yerlere sürülür, nezlede ise tıkanıklığı açmak için burun çevresine. Ya da kesme şeker üzerine birkaç damla damlatarak kullanabilirsiniz. Hangisini seçerseniz. Bodrumlu analarla ninelerin bebeklerin gazını almak için karınlarına alme yağı sürdüğünü de ekleyelim. (Yalnız unutmayın, tansiyonunuz yüksekse veya hamileyseniz bu yağ size göre değil.). Eski çağlarda ateşli hastalıklarda ve kolera gibi salgınlarda kullanılırmış. Romalılar  kutsal kabul eder, yılan ısırmasını bile adaçayı ile tedavi eder, Araplar ise bahçesinde adaçayı olanların uzun ömürlü olacağına inanırmış.

Hazımsızlığı giderir.

Mide bulantısını keser.

Nefer darlığı öksürük,ve bronşite iyi gelir, göğsü yumuşatır.

Zindelik sağlar.

Sinirleri teskin eder.

Boğaz ve diş eti iltihaplarına iyi gelir, bunun için yaprakları demlenip gargara yapılır.

Nasıl Kullanılır

Güçlendirici olarak kullanabileceğiniz keyifli bir şarap tarifi: Bir litre kırmızı şarabı kaynatın ve iki avuç adaçayı yaprağının üzerine dökün. On beş dakika demlendirdikten sonra süzün, dilerseniz şeker ve balla tatlandırın ve yemeklerden sonra birer küçük bardak için. Bu içeceğin mucidi, ünlü Fransız bitki bilimci Maurice Mességué! Yani içerken bana değil, ona kadeh kaldırabilirsiniz. Kızılderililer törenlerinde adaçayı dalları yakarak ortamı kötü ruhlardan arındırır, Datçalılar eski zamanlarda kuruttukları adaçayı yapraklarını ovalayıp sarar ve sigara gibi içermiş. Yine Datça’da Kurban bayramında evlerde kazanlarla et kaynar, bayram bitiminde et kokusunu alsın diye diğer zamanlarda da islenen kap kacağı parlatmak için aynı yöntem uygulanırmış) adaçayı dalları külle karıştırılır ve kazanların içi, dışı bu külle temizlenirmiş…

Bakliyat yemeklerinde (hele de kuru fasulyeye pek yakışır), çorba ve et yemeklerinde, makarna soslarında, ekmeklerde, sıcak ve soğuk içeceklerde, peynir karışımları ve peynirle yapılan soslarda, sandviçlerde ve sandviç için hazırlanan soslarda, deniz mahsulleri ile hazırlanmış yemeklerde yer alabilir. Giritliler sosislerini tütsülemek için kullanırlar. Böylece ete aromasını verir. Yine Girit’te, açık ateşte pişen geleneksel ekmeklerin daha güzel kokması için ateşe birkaç dal adaçayı atılır. Yine bir Girit tarifi olan domuz karaciğeri kızartmasının aroma vericisi de yine adaçayı bitkisidir…

İtalyanların taze veya kuru yapraklarını zeytin yağında biraz kavurun, bakalım o kokuya tutulacak mısınız? Koku sevenlerdenseniz zeytin yağını aromalandırıp etleri marine etmek veya salatalarınızı parfümlemek için kullanabilirsiniz. Özellikle Brüksel lahanası, lahana, patlıcan, taze fasulye, soğan, sarımsak ve kabak gibi sebzelerle uyumlu. Bakliyat kavanozlarına birkaç dalını koyarsanız daha uzun dayanacaklarını göreceksiniz. Dilerim hayatınız adaçayı olmadan geçmez. Aldığınız her adaçayı demetini hatıralarınıza ekleyin. Belki siz de bol adaçayı tüketerek ölümsüzlüğün kapılarını aralarsınız.

Adaçayı Bitkisi Hikayesi

Doğa yürüyüşlerini sever misiniz? Ben çok severim. Yaşadığım sahil kasabasında esaslı bir yürüyüş grubumuz var. Kendimize “50 yaş üstü delikanlılar” diyor, neredeyse haftada bir yürüyüşlere çıkıyoruz. Bazen 3-5 kişi oluyoruz, bazen bir bakmışsın 20 kişi gelmiş. Ooo diyoruz, bereketli bizim grup bugün. Yürüyüşü seviyoruz ya keyfe de itirazımız yok. Yanımızda taşıdığımız yiyecekler değme gurmeleri heyecanlandırır. Eh insan emekli olunca mutfak da ilgi alanlarına giriyor ister istemez. Hele de bu kadar yemek dergisi, televizyon programı olup kırk yıllık ekonomist köşe yazarları bile gurme kesilince, gazeteler çarşaf çarşaf yemek tarifi verince gel de ilgilenme. Zaten kış gelip el ayak çekilince yapacak pek iş de kalmıyor doğrusu…

Yeni yeni yemekler yapıp birbirimize tattırıyoruz. İşte o gün, ki baharın en güzel günlerinden biriydi, yine bizim kafadarlarla toplanıp tepelere çıkmıştık. O günkü temamız adaçayı idi. Emekliyiz, bu güzelim doğa parçasında yaşıyoruz ya, eş dost bizden hediye bekliyor. O gün paketlerine koymak için derlemeye niyet etmiştik. Sabah erkence çıktık, bizim rehber efendinin peşine takıldık, başladık yürümeye ne boldu adaçayı. Sadece onlar mı, karabaş otları, kekikler dağ çayları…Sonra papatyalar, dağ laleleri, gelincikler. Hakikaten pek güzel bir gündü Hiç unutmam, akşam da bizimkilere kıtır adaçayı yapraklı tavuk yapmıştım. Yanına da bizim bağın üzümlerinden bir damacana şarap açtık.

ada-çayı-bitkisi