akyıldız bitkisi

Akyıldız Bitkisi Nedir?

Ornithogalum umbellatum

Halk arasında Tükrükotu, Köpek soğanı, Ak soğan, it soğanı, Karga soğanı, Kurt kirişi, Kurt soğanı, Ak baldır, Ağ baldır, Ak bandır isimlerle de bilinir.

Zambakgillerden gelmiş. Çiçekleri beyaz ve güzeldir. Yıldıza benzer, ondandır akyıldız demeleri. Bir metreyi geçtiği pek görülmemiştir. Çok yıllık, yani soğanı topraktan sökülmedikçe sonraki yıllarda da büyümeye, sizi o güzelim çiçekleriyle mutlu etmeye hazır bekler. Anadolu’nun nice yöresinde yetişir. Denize yakın topraklarda da, tepelerde de olur. Öyle yüksek dağlarda bulunmaz ama…

Anadolu’da yetişen üçü endemik yirmi beş türü var. Hepsi değilse de bazıları yenir, örneğin kurt soğanı (O. oligophyllum ve O. narbonense). Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde körpe yapraklarından, soğanlarından yemek yaparlar. Hatta Diyarbakır’da, Siverek’te pazarlarda da satılır. Yumruları Konya civarında orkide türlerinden elde edilen salebin geçtiği işlemlerden geçtikten sonra toz haline getirilir ve dondurma yapımında kullanılır, Karaçay Türkleri mahkemeyle işleri olduğunda akyıldız bitkisine (kurt kirişi) el basar, Antalyalılar ise baharda pazara getirdikleri çiçek demetleri arasına katarlar…

Biliyor musunuz akyıldız bitkisinin her yıl 150 bin akrabası (O. nutans) başka ülkelere kesme çiçek olarak ihraç ediliyor. Özellikle sarı ve turuncu rengi çicekleri olan akrabaları pek çok Avrupa ülkesinde çiçek severlerin bayıldığı çiçeklerden. Bazı Avrupa ülkelerinde yetiştirilse de henüz Anadolu’da böyle bir girişimde bulunulmamış. Yani her geçen yıl biraz daha azalıyor, diğer pek çok bitki gibi, kuşlar, yaşama, doğaya faydalı böcekler gibi.

Akyıldız Bitkisi Nasıl Kullanılır

Akyıldız Bitkisi, Mutfaklarda Kullanımından çiçeklerine herkes bayılsa da mutfaktaki kullanımı biraz sınırlı. Sadece Güneydoğu Anadolu’da değil, seyrek olmakla birlikte Doğu Anadolu’da da kullanılır. Malatya’ya bağlı Karahüyük köyünde (onlar “ağ baldır” adıyla tanıyorlar) ilkbaharda, ekin tarlaları arasından çıkarır. Yemekte kullanılacağı zaman “gıçıtmadan”, yani kökünü (yumrusunu) koparmadan çıkarırlar. Kök kısmının üzerindeki zar soyulur ve haşlandıktan sonra pilava eklenir. Yine Malatya merkezde yoğurtlaması ve sulu yemeği yapılır…

Urfalılar “akbandır” der ve çeşitli şekillerde yararlanırlar. Bunlardan biri katmer yapımıdır. “Akbandır katmeri” için doğranan akbandırlar haşlanır, soğanlar kavrulur ve akbandırla buluşturulur. Kulak memesi yumuşaklığında hazırlanan hamur yufka şeklinde açılır, ikiye kesilir ve ortasına harçtan konup kare şeklinde kapatılır, sac üzerinde, teflon tava veya fırında üzeri yağlanarak pişirilir. Bir de “akbandır cacığı” yaparlar. İncecik kıyılıp haşlanmış akbandırlar soğuduktan sonra sarımsaklı yoğurtla karıştırılır, üzerine zeytinyağı gezdirilerek servis edilir…

Yunanistan’da çiçeklenmeden önce haşlanıp zeytinyağı ile servis edilir. Giritliler ayrıca çiçeklerini zeytinyağında kızartıp çok az sirke ile yemeyi sever, Kıbrıslılar ise tomurcuklarını haşlayıp ezdikten sonra balla karıştırıp şifacılıkta kullanırlar.

Akyıldız Bitkisi Faydaları Neler

Akyıldız bitkisine kıymet verir Anadolu insanı. Adını bilirler, yararlanır, yeri gelir demet yapar, vazolara koyup salonlarını süslerler. Tüm bitkiler gibi, akyıldızında  yararları vardır. C vitamini ve nişasta içerir. Çok eski dönemlerden beri şifacılıkta kullanılır. Dioscorides’in çıbanları tedavi etmek ve hastayı kusturmak için yumrularından yararlandığı söylenir ancak özellikle soğanlarında kalbe etkili bazı maddeler olduğu için uzmanlar fazla tüketilmemesi gerektiğini söylerler.

Akyıldız Bitkisi Hikayesi

Bak buna ak soğan ya da it soğanı denir. Kimileri zehirli olduğuna inanır. Dibindeki yumrusu biraz pişirilip çıban yada sivilce üzerine bağlandımı izi bile kalmaz çıbanın, sivilcenin. Mart ortasından Mayıs’a kadar yetişir buralarda. Ağaç diplerinde, makilik alanlarda olur,” demişti son karşılaşmamızda. Ben de onun gibi kırda dolaşıyor, şifa için olmasa da evdeki vazoları doldurmak için çiçek topluyordum. Yaşlı mı yaşlıydı. Köydeki kadınlar yüz yaşında vardır diyorlardı onun için. Artık kimse kocakarı ilaçlarına başvurmasa da, o inatla bildiğini okur, iki büklüm haliyle bastonuna dayanır, ot toplamak için kırlara, tepelere çıkardı.

İki köpeği de ona eşlik ederdi bu yürüyüşlerde. Elinde hep bir sepet olurdu, otları koymak Neredeyse onun kadar eskiydi bu sepet. Anneler kızıp, “bak Gülsüm” nineye veririm seni, sepetine koyar, cadıların olduğu yere götürür seni de! dedi mi süt dökmüş kediye dönerdi bütün çocuklar. Oysa Gülsüm nine karıncayı bile incitmek istemezdi. Düşüp dizini mi kanattı ufaklıklardan biri, yeşil bir toz serpiştirirdi kanayan yere. şıp diye kesilirdi kan. Boğazı ağrıyana acı mı acı bir şurup verirdi, içmekte zorlanırdınız ya, ertesi gün sapasağlam olurdunuz. Yetişkinleri de iyileştirirdi iyileştirmesine ya, asıl çocuklar hasta oldu mu dayanamazdı. Hiç çocuğu olmamış, öyle derlerdi.

akyıldız-soganı
akyıldız-soganı
akyildiz-bitkisi
akyildiz-bitkisi