altin-dikeni-bitkisi

Altın dikeni Bitkisi Nedir?

solymus hispanicus L.

Halk arasında Şevketi bostan, Uslu kenker, Çetmi dikeni, Kızılgöz dikeni, Sarı diken, Akkız, Sarıcakız, Akdiken, Benekli, altındiken, Gavulya, Kavulla, Sütlü kavulla isimlerle de bilinir.

Görüyorsunuz ya, sadece mutfaklarınızda değil, ecza dolaplarınızda da yer alan bir bitki altın dikeni derlerse de daha çok şevketi bostan adıyla bilinir, sevilir. Anadolu’nun doğusu ve güneydoğusu dışında hemen her bölgesinde yetişir. Sadece Anadolu’da değil, Rusya’nın güney bölgelerinde, Kırım’da, hatta Avrupa’nın güney bölgelerinde de bilinir, tüketilir. Yine de en çok Egeliler ve adalılar sever. Kıbrıs’ta yaygın olarak bulunur. Kıbrıslı Rumlar “chrysantagho”, Kıbrıslı Türkler “benekli altındiken”, “gavulya” kavulla” gibi adlarla bilirken Giritliler “askolibrus” der. Latince adına pek de yakın bir addır bu. Bazen turşusunu kurar, bazen yumurtaya bulayıp kızartırlar. Sarı çiçekleri vardır ya kolayca koparamazsınız, çünkü dikenlerle var. 70-80 santimi aşmaz boyu, deniz kenarında da yetişmek le birlikte yükseklerden kopamaz…

Altın dikeni Nasıl Kullanılır?

Altın dikeni bitkisinde öyle çok yerde yararlanır ki insanlar, anlatsam sayfalar dolar. İyisimi sözü dolandırmadan mutfaktaki kullanımlarına getireyim. Kıbrıslı Rumlar körpe yapraklarını haşlayıp zeytinyağı ve limonla salataya dönüştürür veya baklagillerle birlikte pişirirler. Kıbrıslı Türkler çorbasını yapar, böreklere koyar, yahnileri zenginleştirir, etle pişirir, kızartır, zeytinyağlı yemeğini yapar, yumurtalı olarak tüketir mezeli sofralarda sunar. Giritli Türkler haşlayıp zeytinyağı ve limonla yer veya etli ya da domatesli yemeğini yaparlar. Etli kenker yemeği mi tatmak istiyorsunuz, taze sürgünlerini köküyle birlikte çıkarmanız, kökün ortasındaki sert kısmı atıp kökü kazımanız gerekiyor…

Bu işle uğraşmak istemezseniz pazarlardan hazır ayıklanmış olarak satın alabilirsiniz. Ayvalık’tan Antalya’ya pek çok pazarda (Bodrum, İzmir, Urla, Kuşadası, Datça vb.) satılır. Biraz pahalıca olmamın nedeni toplanmasının ve ayıklanmasının zor oluşudur. Diğer pek çok komşusu gibi kolaycacık gelmez sofralarınıza. Ama geldim mi de gitmez… İyice yıkadınız, doğradınız. Bol soğanı zeytinyağında öldürdünüz, kuşbaşı etle birlikte (dilerseniz eti önceden haşlayabilirsiniz) de biraz kavurup altın dikeni eklediniz. Suluca bir yemek olacaktır bu, suyunu ona göre ekleyin…

Bodrumlular birde limon suyu ve yumurtayla yaptıkları terbiyeyi ekler, şöyle bir karıştırıp öyle yerler. Alanya’da da benzer şekilde pişirilir. Yumurta ve limon suyuyla terbiyesi yapılan“şevketi bostan” yemeğine soğan ve salça koyar, et olarak da kuzu kuşbaşı veya oğlak kolunu tercih ederler.  Yine Bodrum’da (ve Datça’da) nohutlu olarak pişirildiğini söylemeli. Gülü seven dikenine katlanır lafı boşuna söylenmemiş. Altın dikeni de kendini bu anlamda güle benzetir.

Altın Dikeni Hikayesi

Ağrı kesici almak için eczaneye girmiştim. Baktım çaylar gelmiş, kasabanın eşrafından birkaç kişi eczacının karşısında oturmuş, sohbet ediyorlar. Bölmek istemedim sohbetlerini ya eczacı kalfası “buyur beyim, sana da bir çay ikram edelim, otur soluklan biraz,” deyince hiç değilse bu ilginç konuya kulak misafiri olmak amacıyla boş olan sandalyeye iliştim. Eskilerden bahsediyorlardı. Cemil Şener diye bir doktor varmış. Bir dönem milletvekilliği de yapan bu doktor öleli epey olmuş ya adını unutmamış Manisalılar. Bakteriologmuş. 1930’larda Manisa’da askeri tabiplik yaparken tıbbi bitkilerden yapılan ilaçlara merak salmış. Yörede çok kullanılan “Şevketi bostan” bitkisinden hem yemek yapılıp hem de köklerinin kaynatılıp suyunun içilmesi dikkatini çekmiş.

Manisalılar böbrek ve mesanedeki kum ve taşları düşürmek için içiyorlarmış bu suyu. Bunun üzerine bitkiye ve tedavilere dair gözlemler yapmış. Uç yıllık çalışmanın ardından hazırladığı ilaca “Lityazin” adını vermiş ve ruhsat almak üzere Bakanlığına başvurmuş. İki yıl sonra verilen izinde bu ilacın adının, “Litya zol Cemil” olması önerilmiş ve Manisa da ilacın imalatına başlanmış litya zol Cemil, Dr. Cemil Şener’in 1978 yılında vefatından sonra ailesi tarafından sürdürüldüyse de 1995 yılında tamamen durmuş. Küçük bir kentte, soluklanmak için girdiğim bir eczanede bu kadar nefes kesici bir hikayesiyle karşılaşmayı beklemiyordum doğrusu.

altin-dikeni-bitkisi
altin-dikeni-bitkisi