arapsaçı

Arapsaçı Bitkisi Nedir?

Foeniculum vulgare

Arapsaçı maydanozgillerin halis üyelerinden bazen dere otuna benzetilir. Akrabadır ezelden ya iş aromaya gelince dereotu yanında solda sıfır kalır. Tohumu, yaprak ve dalları, hatta kökü bile kullanılabilir. Sarıdır çiçekleri, dere otuna benzer elbet. Boyludur, iki metreye çıktığı bile olur. Memleket sınırları içinde daha çok Kuzey bölgelerde (Marmara bölgesi dahil), Ege ve Akdeniz’de yetişir. Yayılmışlığına bakmayın, bir Egelidir. Egeli bilir en çok değerini. Yumurtayla kavurur, kuzu etiyle pişirir, böreklere koyar, ot kavurmalarında yer verir. Halk arasında Rezene, Rezdane, Raziyane, Maraho, Maraha, Terhun otu, Ezgane, Sincilip, Rakı otu, Anason otu, Çumra, Meletüre, Melatura, Mayana, Sıra, Marata isimlerle de bilinir.

Arapsaçı Nerelerde Yetişir?

Şaşıracaksınız ama havuç ve maydanozla da akrabadır. Pek bir arada bulunmaz oysa. Ne aynı yemeklere girer, nede aynı yerlerde yetişir. Ormanları sever. Öyle insanların yaşadığı yerlere pek meraklı değildir. Bu yüzden olsa gerek, evlerin arasında yetiştiği nadir yerlerden biri Büyük ada’dır. Kışın herkes kente döndü mü adanın tadını çıkarır, evlere bekçilik eder. Bazen hafta sonları birileri gelir toplar dallarını.

Arapsaçı Faydarı Neler?

Hanginiz bebekliğinizde gazlanmadınız? Ananız neyle geçirdi gazınızı? Tohumları birebirdir gaza (hatta baklagilleri arapsaçı ile pişirirseniz belki böylece gaz da yapmaz, denemeye ne dersiniz?). Sindirim sisteminizle ilgili sorunlarda da başvurabilirsiniz. Böbrek taşı sorununuz varsa yine koşar imdadınıza. Öksürüp tıksırıyor musunuz, astımdan mi şikayetçisiniz, diyet mi yapıyorsunuz?  İster tohumundan çay yapıp için, ister yemeklerinize, ekmeklerinize aroma vermesi için kullanın tohumlarını. Pek de besleyicidir, yağ içermez ama bir su bardağı doğranmış haliyle bedeninize 1 gr protein, 6 gr karbonhidrat, 43 mg kalsiyum, 43 mg fostor, 360 mg potasyum, 11 mg C vitamini sağlar.

Arapsaçı Nasıl Kullanılır?

Çiçeklenme dönemi öncesinde ( Ege ve Akdeniz pazarlarında sonbaharda başlayan arapsaçı mevsimi ilkbaharın ortalama dar sürer ) bol bol yiyin. Neler mi yapılır yaprak ve dallarından? Gelin size yemeklerinden bahsedeyim: Bir Giritliye sorsanız, kuzu etiyle yenmesi gerektiğini söyler.

Başka bir Giritliye sorun aynını söyleyecektir, hem de ne heyecanla. Oysa illede kuzu diye tutturmaz, balıkla da, diğer etlerle de uyum içinde yenir. Datçalılar mesela, tavuk buduyla pisirirler. Piştikten sonra istenirse mısır unu ve limon suyuyla terbiye yapılır. Kimi Datça  evlerinde patatesli ve yumurtalı olarak pişirilir. Önce patatesler haşlanır, soğan ve pul biberle zeytin yağında kavrulur. Ardından incecik kıyılmış arapsaçları eklenir, pişmeye yakın da bi karıştırıldı mı, yemeyin de yanında yatın artık.

Arapsaçı Yemek Çeşitleri!

Börülceye, kuru fasulyeye bayılır. Bodrum’da ise kuru fasulyeyle pisirirler. Yoğun aromayı sevmeyendenseniz bir de böyle deneyin. Bildiğiniz bakliyat yemeği gibi yapacak soğanları kavururken içine doğranmış yaprak ve dallarını atacaksınız, hepsi bu. Pek nefis olur bu yemek. Bakla mevsimi geldiğinde taze iç baklayla da pişirebilirsiniz. Bildiğiniz bakla yemeği gibi. Sadece dereotu yerine arapsaçı doğrayacaksınız. Giritlilerin meşhur “çipohorta”sına Clarisskot haşlaması) girer, pek de yakışır. Yaz aylarında yapılan Hanva usulü çipohortaya aralarında arapsaçı nın da olduğu yabani otların yanı sıra taze soğan, Girit kabağı, domates ve patates eklenir.

Hepsi çiğden konarak hafifçe pişirilir. Kışın ise mevsimi olmadığından kabak ve domates konmaz. Kıbrıslılar pek düşkündür. Körpe sürgünlerinden çorba pişirir, börek ve ekmeklerini arapsaçı ile aromalandırır, baklagil yemeklerine ekler, turşusunı kurar, salatasını pek severler. Bir de “guvarukya” adı verilen bir yemeği yapılır Kıbrıs’ta. Bu yemek, Lübnan asıllı Hiristiyanların yaşadığı Maronit köyünde yapılır. Bodrum’un Koru köyünden bir pazarcı müşterilerinden birine arapsaçını ebegümeciyle birlikte kavurduğunu (soğan ve acı biber eklermiş) ve yoğurtla servis ettiğini anlatmıştı.

Arapsaçı Hikayesi

“Yılan yürüdü mü marata yenmez” dedi. Yılların yorgunluğu gözlerinden okunuyordu. “Bahara kadar ye babam ye.” Ada çayından bir yudum daha aldı, içindeki limon dilimini kaşığıyla çıkardı. “Eskiden buralarda yılan çok olurdu. Derler ki derilerini maratanın arasında, saplarına sürüne sürüne değiştirirlermiş. İşleri kolaylaşsın diye bol bol da marata yerlermiş, ben görmedim de gören bir dededen dinlemiştim. Ne akıllıdır onlar. Sütünü de gözlerine sürerlermiş. Ondanmış keskin bakışlı olmaları.

İnsana bir zararları yoktur aslında. Bilakis, fareleri yerler. Şimdi artık dağ taş yazlık site oldu. Yılan da görünmez oldu. Fareler neden fink atıyor sanırsın?” Bilge bir adam olduğunu ilk görüşte anlamıştım. Emekli öğretmenmiş. Ailesi mübadele sırasında Girit’ten göçmüş. Otları öyle severlermiş ki, sofralarından eksik etmezlermiş. Yerlilerin verdiği adlara bir türlü alışamadığını, anadan, atadan kalma isimlerden vazgeçemediğini söyledi. “Ah bak unutuyordum,” dedi, “maraton isimlerden vazgeçemediğini söyledi. “Ah bak Harixivle marata arasındaki benzerlik dikkatini çekti mi?

Çok eski zamanın Atinalılar’la Persler Marathon Ovası’nda savaşa tutuşmuş. O zamanlar marata doluymuş oralar. Atinalılar Persler’i bozguna uğrattığında bir askeri zaferi haber vermek üzere Atina’ya göndermişler. Var gücüyle koşup haberi ulaştıran asker kendisinden binlerce yıl sonra insanların madalya kazanmak uğruna onca yolu koşacağını tahmin edebilir miydi delikanlı? Sen bana marata de ben sana anlatayım. Romalı gladyatörlerin öyküsünü bilir misin? Peki ya onların rezene tohumu basılmış yemekler yiyerek güç ve cesaret kazandıklarını? Rezenenin konumuzla ne ilgisi var deme, marata da rezenenin yabanisi dir.

arapsaçı kavurması
arapsaçı kavurması
arapsaçı boyu 50 cm kadar uzar
arapsaçı boyu 50 cm kadar uzar
arapsaçı top çiçekli
arapsaçı top çiçekli
arapsaçı kıyılmış yemek yapmaya hazır
arapsaçı kıyılmış yemek yapmaya hazır
arapsaçı yeni çiçek açmış
arapsaçı yeni çiçek açmış