BOĞA DİKENİ ( Eryngium campestre ) ( türleri), Yılan dikeni (Silifke-Mersin), Tüsü (Van), Deve dikeni, Deve elması, Eşek dikeni, Guga dikeni, Hölemez, Şeker dikeni (Balıkesir), Tengel dikeni, At dikeni (Hamsiköy-Trabzon), Çakır dikeni, Göz dikeni, Çoban çırası, Deveci dikeni, Büyük boğa dikeni Çanakkale'de saha çalışmasındayız. Lahar denen bir volkanik oluşumun başında öğrencilere Lahar'ın nasil meydana geldiğini anlatırken [...]

BOĞA DİKENİ ( Eryngium campestre )

( türleri), Yılan dikeni (Silifke-Mersin), Tüsü (Van), Deve dikeni, Deve elması, Eşek dikeni, Guga dikeni, Hölemez, Şeker dikeni (Balıkesir), Tengel dikeni, At dikeni (Hamsiköy-Trabzon), Çakır dikeni, Göz dikeni, Çoban çırası, Deveci dikeni, Büyük boğa dikeni

Çanakkale’de saha çalışmasındayız.

Lahar denen bir volkanik oluşumun başında öğrencilere Lahar’ın nasil meydana geldiğini anlatırken gözlerim biraz ileride bulunan dikenli bir bitkiye takıldı.

Sözlerimi bitirir bitirmez bitkiye doğru ilerledim, dikenlerinden sakınarak tam dibinden kopardım ve soymaya başladım.

Kısa bir süre sonra elimde kurşun kalem uzunluğunda ve yarım santimetre kalınlığında bir bitki olmuştu.

Öğrencilere dönerek anlatmaya başladım. “Bir jeolog doğada sadece kayalarla ilgilenmez.

Acıktığı zaman hangi tür bitkileri yiyeceğini de bilmeli. İşte bu bitki onlardan biri.

Biz buna boğa dikeni deriz. Tadı havuca benzer. Hem susuzluğumuzu hem de açlığımızı giderir.

Yemek isteyen var mı?” Hiç kimseden ses çıkmadı. Ben de bitkinin ucundan kopararak yemeğe başladım.

Öğrenciler hemen tepki gösterdiler. Zehirlenmemden korkuyorlardı.