ebe gümeci
Ebegümeci Bitkisi Nedir? Malva sylvestris L. Halk arasında Gaba, İlmik, Ebemkömeci, Herdemgüzeli, Kazankarası, Gibbeze, Ebemgümeç, Tolik, Develik, Ebecik, Saracık, Saracak, Gömeç, Gümeç, Molaşa, Ebemgümeci, Tolık isimleriyle de bilinir. Ebegümecigillerden otsu bir bitki. Bir veya çok yıllık olan türleri var. Anadolu'da iki türü yenir, küçük ebegümeci (Malva neglecta) ve büyük ebegümeci (M. sylvestris). Çiçekleri pembedir, eflatun [...]

Ebegümeci Bitkisi Nedir?

Malva sylvestris L.

Halk arasında Gaba, İlmik, Ebemkömeci, Herdemgüzeli, Kazankarası, Gibbeze, Ebemgümeç, Tolik, Develik, Ebecik, Saracık, Saracak, Gömeç, Gümeç, Molaşa, Ebemgümeci, Tolık isimleriyle de bilinir.

Ebegümecigillerden otsu bir bitki. Bir veya çok yıllık olan türleri var. Anadolu’da iki türü yenir, küçük ebegümeci (Malva neglecta) ve büyük ebegümeci (M. sylvestris). Çiçekleri pembedir, eflatun çizgileri vardır. Dallarının arasından öyle güzel çıkar uzar ki bu çiçekler, toplayıp vazolara koyabilir, sofralarınızı onlarla güzelleştirebilirsiniz. Özellikle Ege ve Akdeniz’de yağmurlardan hemen sonra biter, kış boyunca yenir. Tehlikeli olanı, zehirli benzeri yoktur. Evde yemeğiniz yoksa çocukları bahçeye yollayıp ebegümeci toplamalarını isteyebilirsiniz. Sonra salataya mı koyarsınız, yemeğe, böreğe mi yoksa kavurup yoğurtla mı sunarsınız sizin kararınız. Yol kenarlarında, işlenmiş veya işlenmemiş topraklarda, bahçelerde bulunur. Ana vatanı Batı Avrupa, Asya ve Kuzey Afrika’dır. Zaten dünyaya da bu bölgelerden yayılmış.

Her yerde bulunuyor diye beni değersiz saymayın. Doğadaki hiç bir ottan geri kalmaz yararlılıkta. Körpe yaprak ve dallarıyla yemek, irileşen yapraklarıyla sarma yaparsınız. Ne çok insana gelir kaynağı olduğunu bir bilseniz. Pazarlara gidip bir bakın. Ne çok kadın (ki çoğu da geliri olmayan yaşlı, iki büklüm olmuş kadınlardır) toplayıp satar. Her yerde yetiştiği, mevsiminin uzun olduğu ve toplanmasının kolay olduğu için onlar da ağrıyan bellerine bakmadan çıkarlar kıra bayıra, toplayıp getirirler pazara. Yıkanması da kolaydır, ayıklanıp pişirilmesi de. Lezzeti güzeldir, üstelik şifalıdır. A, B ve C vitaminleri ile pek çok mineral içerir. Çok eski zamanlardan beri bilinir. Eski tıp uzmanlarının da ebe gümecinden yararlandığını bilir misiniz? Ünlü Plinius bile hastalıklardan korunmak için düzenli olarak yenmesi gerektiğini söylemiştir. Hatta Plinius tarafından verilen isminin (malacho), Yunancada yumuşatan anlamına gelen “malachi” sözcüğünden türediği söylenir. Ünlü şair Horatius, zeytinyağı, hindiba ve ebegümeci ile beslenmiş, Cicero politikacılığıyla olduğu kadar ebegümeci yemesiyle de ünlenmiş, Hesiodos beni “fakirin besini” olarak ünlendirmiş. Hele de açlık, kıtlık zamanlarında varlığı nasıl da nimettir insana.

Faydaları Neler

Solunum yolu ve sindirim sistemi sorunlarında koruyucu olarak kullanılabilir. Diyarbakır yöresinde çocuk sahibi olmak isteyen kadınlar yapraklarından hazırladıkları lapayı yumurtalıklarının üzerine koyarlar. Aynı lapa, cilt üzerindeki çıban ve yaraların ağrılarını dindirmek için de kullanılır. Hatta çiğ, ezilmemiş yapraklarıyla kangrenli bir bacağı tedavi ettiğini. Yapraklarından yapacağınız çayla gargara yapabilir, bu çayı yanıklara, ciltteki kızarıklıklara sürebilirsiniz.

Nasıl Kullanılır?

Kartlaşana kadar istediğiniz tür yemek hazırlayabilirsiniz. Anadolu insanının ebegümeci ile  neler yaptığını öğrenmek isterseniz gelin anlatayım. Adıyaman’da kavrularak yenir. Adana’da nar ekşisiyle soslanan salatasına herkes bayılır. Kastamonu’da pek bir sevgiyle kabul edilir. Çünkü meşhur bir yemeğin, “eğşili pilav’ın malzemelerinden. Baharda, açık havada pişirilen bu pilavda ısırgan, ebegümeci, asma yaprağı, nane, maydanoz, dereotu, taze soğan, körpe patates yaprakları, hodan ve ille de “sinek düşmüş” tabir edilen (yani iyice ekşimiş) ayran bulunur. Suluca yapılır, üzerine pul biberli eritilmiş yağ gezdirilir. Pek iştah açıcıdır.

Buldan’da ya kavurup yoğurtla ya da pirinçli veya bulgurlu yemek şeklinde tüketirler. Bozcaadalılar pirinçli yemeğini yapar ya da böreklere koyarlar. Sivas’ta “ebegümeci yemeği” yağ, kıyma, soğan, salça ve az bulgurla pişirilirken “ebegümeci pilavı” için haşlanan bulgurun üzerine hafifçe haşlanmış yaprakları yağ, soğan ve kıymayla hazırlanan “sohariç” dökülür. Divriği’de “kazan karası” denilen türünden sarma yapılır, bu yapraklar ayrıca asma yaprağı gibi salamuraya konur. Urfalılar da pek sever. “Etli kömeç kıyma, soğan ve domatesle pişirilir; “kömeç kavurması” ise soğan ve salçalı kavurmasına denir. Urfa’da ayrıca “kömeçli bulgur pilavı” yapılır.

Azerbaycan’da ebegümeci adı “balva” dır. Azeriler az pirinci suda pişirip ıspanak, kişniş ve taze soğan ilavesiyle yemeğini pişirir, indirmeye yakın bir yumurtayı az unla karıştırıp sulandırır, yemeğe ekler. Kıbrıslılar ise pek çok yerde kullanır, bulgurlu çorbasını, böreğini, yahnisini, etli veya etsiz yemeğini, yumurtalı kavurmasını, pilav, salata ve sarmasını yaparlar. İç Anadolu’nun kimi yerlerinde etli ve bamyalı olarak da pişirilir. Mardin’de salatası, Şebinkarahisar’da kavurması yapılır, Sakarya’da “ebegümeci yahnisi”ndedir tadı lezzzeti. Karslılar kurutur, sonra da nane yerine çorbalara ufalar, Rizeliler etle pişirir, Gerze’nin meşhur bahar yemeği “bilegi” ebegümeci siz eksik kalır. Bu yemek için mevsimin yenen otları toplanır, rezenenin yeşil yaprakları, pilavlık bulgur, soğan ve dereotu dışında tuzlanmış palamut dilimleri kullanılır.

Yayvan bir tencerede önce yağda soğanlar kavrulur, yeşillikler ve otlar eklenip biraz da birlikte öldürüldükten sonra bulgur eklenir. Bulgurla karıştırılan yeşilliklerin ortasında kişi sayısı kadar delik açılır, bu deliklere akşamdan tuzunu atsın diye suya konan palamut dilimleri konur. Yemeğin çok az üzerine çıkacak kadar kaynar su eklenip zeytinyağı gezdirilir, tencerenin kapağı kapatılıp kısık ateşte suyunu tamamen çekene kadar pişirilir. Bir güzel bahar yemeğidir bu.

Ebe Gümeci Hikayesi

Çiçeklerden tablolar yapmaya gençlik yıllarında başladım. O zamanlar evde oturmak zorundaydım, çocuklar büyümüş, okula başlamışlardı. Yaşadığımız yer kırlık bir yer, etrafta eş dost yok. Ne yapayım derken etrafımdaki çiçekler ilgimi çekti, onları kurutmaya, birkaçını birleştirip kartpostallar yapmaya başladım. Bu kartları bayramlarda akrabalarımıza yolladıkça hepsi arayıp ne kadar beğendiklerini söylerdi. Neden ben de üç beş kuruş kazanmayayım dedim ve gitgide daha çok çiçek toplar oldum. Bunları kitapların arasında güzelce kuruttuktan sonra renklerine, boylarına göre kompozisyonlar yapıyor ve beyaz kartonlara yapıştırıyordum. Önce çocukların okulundaki kermeste satılmaya başladı benim tablolar. Tablo dediğime bakmayın canım, ufak tefek şeyler. En çok da ebegümeci çiçeklerinin olduğu tablolar satılıyordu. Herkes o pembe, çizgili çiçek ne çiçeği diye soruyordu.

Bildiğiniz ebemgömeç işte diyordum, bilemeyecek ne var. Şasırıyorlardı. Hani şu sarmasını yaptığımız, yoğurtlu pişirdiğimiz ebemgömecin çiçeği mi? Onlar şaşırdıkça ben daha çok şaşırıyordum. Şimdi biliyorum ki insanlar doğaya bakmayı bilmiyor. Etrafımızdaki güzellikleri bir nebze olsun tanıtabildiysem onlara, ne mutlu bana.” Hepimiz bu konuşmanın ardından heyecanla alkışlamaya başladık bu yaşlı kadını. Başında örtüsü, ufak tefek, utangaç bir kadındı. Oysa doğadan, çiçeklerden bahsederken öyle heyecanlanıyor, öyle büyüyor, öyle gençleşiyordu ki. Onu hayatta tutanın doğaya ve çiçeklere duyduğu bu sevgi olduğunu o konuşmadan sonra bir kez daha anladım. Genç yaşta vakit geçirmek için başladığı bu uğraş ona haklı bir ün getirmişti. Her şeyden çok, bize görmenin bakmakla olmadığını öğrettiği için sevdim onu. O benim biricik anneannemdi.

ebegümeci bitkisi mor renkli çiçeklerinden şifalı çayı.
ebegümeci bitkisi mor renkli çiçeklerinden şifalı çayı.
ebegümeci bitkisi tazesi
ebegümeci bitkisi tazesi
ebegümeci bitkisi mor renkli çiçekleri
ebegümeci bitkisi mor renkli çiçekleri