Ekşi Yona Bitkisi

Ekşi Yonca Bitkisi Nedir?

Oxalis

Ekşi yonca, Ekşiyoncagillerden yonca çocukların sevgilisi. Ufak tefek bir bitki çabuk büyür. Bazen otuz santime çıkar boyu. O zaman etrafını daha iyi seyredebilir. Yoksa çimenler ve diğer otlar iyice kapatır manzarasını. Üç tane kalbi yan yana koyun, olsun size yaprağı. İncecik bir kökten çıkan pembemsi-kırmızımsı ince dallar üzerinde kalpli yapraklar ve o ince dallardan birinde yükselen pembe, rüya gibi bir çiçek. Nisan Mayıs aylarında açar çiçekleri. Hem erkek, hem de dişi organları vardır. Arılar ve sinekler tarafından döllenir ya onlara ihtiyacı olduğundan değil, kendi kendine de döllenebilen bir bitki. Toprağı nemli olsun gerisi önemli değil. Asidikmiş alkaliymiş farketmez. Güneş almadan da yaşar büyür. Bu yüzden olsa gerek, ormanlık alanları sever, ormandaki ağaçlarla iyi anlaşır. Halk arasında Ekşi ot, Yonca isimleriyle de bilinir.

Nasıl Kullanılır?

Çiğ ya da pişirilerek de yenir birde, çocuklar baharda koparıp yemeye bayılır. Susuzluklarını giderir. Salatalara kuzukulağı gibi ekşilik verir, çorba ve soslarda, hatta yemeklerde kullanılabilir. Yenebilir çiçeklerini salatalarınızı süslemek, güzelleştirmek için kullanabilirsiniz. Ancak dikkatli olmanızda yarar var, fazla tüketilmesi önerilmez uzmanlarca. Çünkü oksalit asit içerir, bedendeki kalsiyumun kullanılmasını engelleyebilir. Yaprakları pişirildiğinde içerdiği asit oranı düşer, böylece endişelenmenize gerek kalmaz. Bir de romatizma, artrit, gut gibi rahatsızlıkları olanların fazla tüketmemesi önerilir, vücuttaki asit miktarını artırması nedeniyle.

Faydaları Neler?

Ama korkmayın, aynı zamanda hastalıkların tedavisinde de kullananılır. Taze veya kuru yapraklarından yapılan çay hem ateşi düşürür, hem de ateşten dolayı hissedilen susuzluğu giderir. Apse ve yanıklar için yaprakları ezilerek kullanılır. Bir özelliği de yapraklarından sıkılan suyun kumaşlardaki pas lekelerini çıkarması. Vücudu rahatlatır, ferahlık verir ve atesi düşürmeye yardımcı olur. Mide ekşimesi şikayetlerini azaltır. Sindirim bozukluğuna iyi gelir. İdrar söktürücüdür. Ağız, boğaz ve deri iltihaplarında faydalıdır. Bağırsak kurtlarını dökmeye yardımcı olur. Egzama ve çıbanlara karşı faydalıdır. Mide yanmasına, hafif karaciğer ve sindirim bozukluklarına iyi gelir.(soğuk olarak, günde 2 bardak bitki çayı içilir). Sarılık, böbrek iltihabi, egzema lar ve bağırsak kurtlarında şifa sağlar. ( sıcak olarak, günde 2 bardak bitki çayı içilir).

Dahilen:

Ekşi yonca taze olarak kullanılır, ağır olmayan karaciğer ve sindirim sistemi hastalıklarında yardımcı olur, mide ekşimesini önler, mideyi güçlendirir, idrarı artırır, sarılıkta, böbrek iltihabını gidermede, derideki çıbanların tedavisinde ve bağırsak kurtlarını dökmek için kullanılır, aybaşı düzensizliklerini önler, aybaşı ağrılarını giderir, başlangıç halindeki mide kanserine ve kanserimsi şişliklere çok iyi gelir. Bu gibi haller de her saat başı 3-5 damla taze sıkılmış yonca suyu çay veya su içerisinde içilir.

Parkinson hastalığının tedavisinde yoncanın sıkılması ile elde edilen su, saat başı 3-5 damla civan perçemi çayı içerisine damlatılarak içilir. Kullanılışı; 1 bardak kaynar suya, 1 tatlı kaşığı taze ekşi yonca yaprak ve çiçeği konur, 10 dk bekletilir, günde 2 bardak içilir.

Haricen:

Ekşi yonca ezilerek merhem haline getirilir bu merhem deri hastalıklarına iyi gelir. Kanserimsi şişlikler de ekşi yonca sıkılır, elde edilen su hastalıklı bölgeye sürülür, kompres yapılır, sırt kemiğine ovalanarak sürülür. Dıştan kullanılacak miktar bile dahilen kullanılan miktarı geçmemelidir.

Neler Yapılır

Divriğililer baharda çıkan körpe yaprak ve dallarını toplar, iyice yıkayıp doğradıktan sonra haşlar, soğuk suda bekletip sıkar, tuzla karıştırıp börek içinde kullanır. Buna “yonca böreği” denir Divriği’de. Ispanak gibi kavurmasını yer, “yonca banması”nı da çok severler. Sirkeyle pekmezi karıştırır, yoncaları yıkayıp birlikte sofraya getirirler. Sonra da sirkeli pekmeze banıp banıp yersiniz. Yine Divriği ve köylerinde bahar aylarında ilk filiz verdiği zaman sade ya da ekmek arasında tuzlanarak “düremeç”. şeklinde yenir. Çamşıhılılar şehre taşınmış olsalar dahi baharda yemek için bahçelerine yonca ekerler. Elazığ’ın “yoncalı pilav’ıyla Malatya’nın erik ekşisiyle yapılan yonca salatasından bahsetmemek olmaz. Malatyalılar ayrıca tuza banıp yemeği sever, ayranlı çorbayla köfteye ekşilik vermesi için az da olsa koyarlar.

Geleneksel bir tarif değil belki ya size bir önerim daha var. Bu bir tür hamur işi. İtalyanların “gnocchi”sine (niyokki) benziyor. Bir bardaktan biraz fazla buğday unu, bir bardaktan biraz eksik mısır unu, bir çay kaşığı karbonat, tuz, karabiber ve pul biberi güzelce karıştırıyoruz. Ayrı bir kasede de bir su bardağı haşlanmış pirinç, 3-4 çorba kaşığı incecik kıyılmış yonca yaprağı, dörtte üç su bardağı süt, bir çorba kaşığı zeytinyağı ve bir yumurtayı. Unları pirinçli karışıma ekliyor, dört su bardağı su veya et suyunu kaynatıyor, elimizle karıştırdığımız hamurdan ufak parçalar alıp top şeklinde veya bastırarak şekillendiriyor, kaynayan suya atıyoruz. Hamurlar suyun üzerine çıktıkça delikli kepçeyle tabağa alin ve ister sarımsaklı yoğurtla, isterseniz domates sosuyla servis edin. Tuza banıp yedik, pekmeze banıp yedik, salatasını yapıp yedik, hamur haline getirdik.

Ekşi Yonca Hikayesi

“Bağda yonca gibi yeşeresen” demişti nenem. Ne güzel dualar ederdi. Bizim oralarda yoncayı sadece çocuklar yerdi. Hayvan yemi olarak ekilirdi ya biz onu değil, ormanlık yerde yetişenleri yerdik. Ekşi ekşi nasıl da bayılırdık tadına. Bazen neneme de getirirdim, kucak dolusu. Güler, “gene yeşermişsin çakır gözlüm,” derdi. Ayıp olmasın diye bir tane atardı ağzına. Yüzünü buruştururdu çiğnerken. İkinciyi ne kadar ısrar etsem yemezdi. Dizi dibine oturur ben yerdim hepsini. Bazen pekmeze banardım. Dut pekmezi yapılır bizim oralarda. Dut ağaçlarımız boldur. Her yıl yaz gelince diplerine çarşaflar, örtüler yayar, dökülen dutları toplar kaynatırız. Kaynatırdık yani. Bahçelerimiz varken. Köydeyken. Sonra satıp savdılar, bizi bu dört duvar arasında tıktılar. Bazen rüyamda görürüm köyümüzü. Özgürce koşup oynadığımızı, kan ter içinde tepelere tırmandığımızı, ormanın kıyısında bolca biten yoncalardan toplayıp yediğimizi. Bir damla yaşla uyanırım gözümde. Hep o tadı özlerim. Yoncanın tadını. Sonra nenemin bağda yonca gibi yeşeresen deyişini. Ne bağı be nenem, bağımız mı kaldı, yoncamız, tek göz damımız, ineklerimiz, yoncalığımız. Nerden buldum Yunanlı kadın şairin şiir kitabını bilmem ki. “çiğ yağar, körpe kekikleri ve bal kokulu yoncalar / çiçeğe dururlar, güller açılır,” diye yazmış. Çiğ yağardı sahi bizim köyde. Kekikler açardı tepelerde, mor çiçekli. Yoncalar pekmezin içinde bal tadında olurdu ve güller, nenemin gülleri…

Çocukluğunda yonca yememiş olanınız var mıdır? Mutlaka çevrenizde biter bu bitki, buna şüphe yok. Siz de mutlaka o ekşi saplarını, yapraklarımı yerdiniz. Çocukluk işte. Bir başka değil miydi çocukluğunuz?

 

Ekşi Yona Bitkisi Çiçekleri Yenilebilir.
Ekşi Yona Bitkisi Çiçekleri Yenilebilir.

Ekşi Yona Bitkisi Ormanlık Alanları Sever.
Ekşi Yona Bitkisi Ormanlık Alanları Sever.
Ekşi Yona Bitkisi Çiçekli
Ekşi Yona Bitkisi Çiçekli