nane

Nane Bitkisi Nedir?
Mentha Piperita
Nane, Ballıbabagillerden ferahlatıcı kokusuyla rakipsiz bir bitki. Hem bahçelerde yetiştirilir hem doğada kendiliğinden yetişir. Dünyada onlarca türü var. Avrupa ve Asya’nın doğal bitki örtüsüne dahil ancak tüm

Nane Bitkisi Nedir?

Mentha Piperita

Nane, Ballıbabagillerden ferahlatıcı kokusuyla rakipsiz bir bitki. Hem bahçelerde yetiştirilir hem doğada kendiliğinden yetişir. Dünyada onlarca türü var. Avrupa ve Asya’nın doğal bitki örtüsüne dahil ancak tüm dünyada yetiştiriliyor. Boyu 50-60 santimi pek aşmaz. Öyle yayılmacı bir bitki ki, kolay kolay kurtulamazsınız. Kökleri aracılığıyla toprağın altından, kısa zamanda yayılan dallarıyla sürekli gelişir. Hele de sulu alanlardaki yayılımı pek hızlıdır. Genellikle Temmuz ayından Eylül’e kadar çiçek açar. Beyazdan eflatun ve pembeye değişen renklerde minik çiçekleri vardır. Öyle farklı şekillerdedir ki yaprakları, bazen gördüğünüz bitkinin nane olup olmadığından emin olamazsınız. Kolayı var, hemen bir yaprağını koparın, elinizle ufalayın ve burnunuza götürün. Tanıdık geliyorsa kokusu, bir anda ferahladığınızı, gevşeyip rahatladığınızı hissediyorsanız, işte bu nanedir. Aromatik ve tıbbi özelliklerinden dolayı çok eski çağlardan beri mutfaklarda ve eczacı depolarında baş köşede bulunur.

Faydaları Neler

Eski Yunan’da “menthe” adı verilen bir periden almış adını. Yeraltı tanrısı Pluto’nun kıskanç eşi Proserpine naneyi bitkiye dönüştürmeden önce güzeller güzeli bir genç kızmış. Proserpine’nin neden kıskandığı ortada. Neyse ki Pluto karısının kıskançlığına kızmış da naneyi güzel kokulu bir bitkiye dönüştürmüş. Nane gibi bir bitkinin ne denli ölümsüz olduğunu, ne çok ilaca, kozmetik, yemek ve içeceğe girdiğini düşünürseniz ne kadar kıymetli bir bitki olduğunda karar kılarsınız. Amerika mil yerlileri yabani olarak yetişen türlerinden yaptıkları çayla soğuk algınlıkları, hazımsızlık, baş ağrıları ve ishali tedavi edermiş.” Geleneksel halk tıbbında antiseptik ve canlandırıcı olarak, baş ağrıları, kansızlık, hamileliğe bağlı bulantılar, sindirimle ilgili sorunlar, bronşit, astım, kanser, romatizma, diş ağrısı gibi pek çok rahatsızlığı gidermede kullanılırken modern dünyada da pek çok ilaç tetik ürünün yapımında yer alır.

Nasıl Kullanılır

Nanesiz limonata limonata olur mu? Nanesiz mercimek çorbası çorba mıdır? Salatalara girerse sınıf atlamaz mı o salata? Mutfakta sonsuz bir kullanım alanına sahiptir. Serinletici yaz içecekleri, meyve salataları, alkollü içecekler salatalar, soğuk yaz çorbaları, sımsıcak kış çorbaları, baklagiller. bezelye, taze patates, havuç, soslar, reçeller, et yemekleri, sirkeler, çaylar… Bunlar mutfaktaki maharetleri. Peki ya nane şekeri, sakız, diş macunu… Yemekten sonra hazmettirici olarak kahvenin yanında içilen bir minik kadeh nane likörü? Naneli çikolata? Lokum?

Güzel bir nişan adetiyle başlayalım gelin lezzet gezimize. Ege’de eskiden nane şekerinden dökülen kırmızı, turuncu ve yeşil tabakların susamlı helva ile doldurulup kandillerde kız evine götürüldüğünü biliyor muydunuz? Ziyarette paket açılıp içindeki susamlı helva konuklara ikram edilir, içi boşaldığında jelatinine bağlanıp kaldırılırmış. Kına gecesi bu şekerlik bir tepsi içinde getirilir, gelinin başı üzerinde kırılır ve parçaları konuklara dağıtılırmış. Şeker alan herkes tepsiye bir uğur parası atar, “ağız tadı ve bol kazanç” dilermiş.

Belli ki içinde nane olan her yemeği listelemek tarif etmek imkansız. Gelin hiç değilse üç beş ilginç lezzetten bahsedelim: Eğin de “sırın” ufak doğranıp tabaklara pay edilmiş taze Eğin ekmeğinin üzerine ateşte ısıtılıp (kesilmemesi için sürekli karıştırmak gerekiyor) nane eklenmiş yoğurt dökülür, üzerine kırmızı pul biber ilavesiyle ısıtılmış yağ gezdirilir.

Kayseri’nin “aş makarna”sı imece ile yapılan makarna veya erişteye verilen ad. Kurutulup kış için saklanan erişte’den yapılan çorba nanesiz olmaz, olamaz! Elazığ’ın “kurutlu çorba”sı için “döğme” haşlanır, soğuduktan sonra kurut ayranına karıştırılarak üzerine eritilmiş tereyağı gezdirilir, nane ve biberle servis edilir. Yine Elazığ’ın adı “yarpuz çorbası” olan bir çorbası daha var.

Adana düğünlerinin baş yemeği haşlanıp üzerine bol salçalı, naneli yağ dökülen, arzuya göre nohut konup limon sıkılan mantı çorbası, daha doğrusu “yüksük çorbası”. Burdur, Malatya ve daha nice ilimizde kışlık tarhana hazırlanırken içine nane de konur.

Divriği’de bu su kenarlarında yetişen yabani bir nane türü olan “yarpuz”dur. Divriğili kadınlar maniler söyleyerek (“Dereler buz bağladı / Yarem yarpuz bağladı / Beni bir gelin vurdu / Yaremi kız bağladı”) hazırlarlar tarhanalarını.

Kimi köylerde ekşitilmiş ayran ve dibekte dövülüp kepeği alınmış buğday birlikte pişirildikten sonra ufak parçalara ayrılır, yarpuzun (yarpız/ narpız) üzerinde, güneşte iyice kurutulur.

Yine bir çorba, yine bir mani: Iğdır’da “ayran aşı” ebegümeci, labada ve pancar yaprağı ile yapılan çorbaya bir demet de “yarpız” konuyor. Mani ise şöyle: Yarpızın bitsin dağlar / Kekliğin ötsün dağlar / Yolun azmış kavranın / Hayana gitsin dağlar.

Salatalara gelecek olursak, Gaziantep’te nar ekşili, taze soğan yarpuz piyazı”, Adıyaman’da kuru soğan ve maydanozlu “yarpuz salatası , Urfa’da “su yarpızı cacığı” bildiğimiz cacık gibi, sarımsak yoğurtla yapılıyor. Urfalılar pek çok şekilde kullanıyor “yarpuz u. Tarpuz ekşisi”, nohut, döğme, domates ve biber salçası, sumak ve Urfa yağı ile pişiriliyor. “Yarpuz bostanası”, nar pekmezi, soğan, pul biber ve su yarpuzu ile hazırlanıyor. Yukarıda bahsettiğim su yarpızı cacığı ise bildiğimiz cacığın su yarpuzu ile yapılmış hali. Elbette naneli salatalar bundan dan ibaret değil. Adana’nın “fettüş”ü, salatası” Mersin’in küflü çökelek salatası” da örnek olarak verilebilir.

Yönümüzü Ege’ye çevirirsek Girit’in “peynir ve naneli çörek”ini, Selanik’in “erikli sarma”sını önerebiliriz. Yok yok, bu işin sonu yok. İyisi mi ben size Naneci Ferhat’la Naneci Hafız’ın hikayesini anlatayım. Vakti zamanında Ayvalık sokaklarını, çarşılarını dolaşarak nane satan naneci “manicilerin hikayesini. Sazları sesleriyle, Nane şekeri almak isteyenlerin durumuna göre bir mani söyler, maninin sonunu da hep aynı sözlerle bitirirlerdi: “Ne güzeldir nane şeker!” Nane isteyen çıkmazsa bu sefer insanları nane şekeri almaya özendirmek için söylenirdi bu maniler. İşte enişteyle kayın birader nane şekercilerin hikayesi böyle.

Eskiden İstanbul’da, vapurlarda satılırdı nane şekeri ufacık poşetlerde. Yine rastlarsanız alın bir paket, atın ağzınıza bir nane şekeri ve şükredin bu lezzetten mahrum olmadığınıza.

nane
nane